9 Ekim 2011 Pazar

Ekim


Bodrum da en güzel ay eylül sonu-ekim bence,bir kere ortalık boşalıyor,sahiller sakin,deniz şerbet gibi,hava da öyle. Tabii tadını çıkarmaya çalıştım,ama Türk filmleri haftası ağır bastı terazide.




Bir haftamı öğlen birde sinemaya girip gece onda çıkarak yaşadım. Çok keyifliydi,hele benim gibi bir tutkun için. Akşam filmlerinden önce filmin yönetmeniyle söyleşi yapıldı. Filmi izlemeden yapıldı maalesef,bu yüzden sorulan sorular saçmasapandı.
Zaten Bodrum'un öyle bir kitlesi var,yaş 60 üstü,kendini çok entel gösteren,aslında okumayan,kısaca atıp tutan bir güruh. Bunların soruları beni öldürdü.
Ha bir de film ve söyleşi sırasında,uyarılmalarına karşın sürekli çalan cep telefonları pes dedirtti. O kadar ki dün akşam birini ciddi ciddi boğazlayabilirdim. Yahu hadi diyelim bir kere yanlışlıkla çaldı telefonun, 6-7 kez çalabilir mi? İşte bu Bodrum'un entel-dantel görünen ayıcıkları.Bu yüzden yalnızım ya 5 senedir.Olduğu gibi olmayı becerebilen insan sayısı yok denecek kadar az. Siz böyle olunca da şaşırıyorlar zaten,kendileri uzaklaşıyor. Burda "Olduğun gibi olmak" bir nevi delilik:) Şükür ki deliyim.

Hava dün gece itibarıyla bozdu.Önce deli bir fırtına vardı,gece bir ara evle birlikte havalandığımızı düşündüm.Sonrasında sabaha karşı şiddetli yağış,tabii burda gökgürültüsüz,şimşeksiz yağmur yoktur.İlk geldiğimizde çok korkardım,şimdi az korkuyorum:)
Gök gürlemeye başlar başlamaz benim koca ayıcığım,köpeğim Pati koşa koşa odama geldi ve başucumun altına saklandı. Sabaha kadar da çıkmadı.Hayır görseniz ödünüz kopar,ama aslında bebek işte.

Şimdi 1 haftadır ihmal ettiğim evimi temizlemekte sıra,ayıptır söylemesi ..ok götürüyor:)
Görüşürüz günlüğüm...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazan ellerinize sağlık:)