30 Eylül 2016 Cuma

Sevdiğin Sanatçılara Oy Vermek ve Kırmızı Halıda olma şansı yakalamak için son gün Pazar günü!

Bu yıl 43.’sü düzenlenecek olan Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde televizyon ve müzik dünyasının yıldızları sizin vereceğiniz oylarla parlıyor. Oylamaya katılarak sevdiği sanatçıları ödüle bir adım daha yaklaştırdıktan sonra güçlü ve sağlıklı görünen saçlarıyla fotoğrafını paylaşan 10 kişi, ayrıca geceye katılarak benzersiz deneyimler yaşama fırsatı yakalıyor.
Bu yıl 43.'sü gerçekleşecek Türkiye’nin en prestijli ödül töreni “Pantene Altın Kelebek Ödülleri” için oylamada son hafta! Sevdiği sanatçıları oylarıyla destekleyenler arasından seçilecek 10 kişi ayrıca geceye Pantene’le hazırlanacak, kırmızı halıda sevdiği sanatçılarla tanışma fırsatı kazanacak.
Türkiye’nin sevilen yıldızlarını bir araya getiren “Pantene Altın Kelebek” ödül töreni heyecanına katılmak çok kolay. En sevdiği sanatçılara oy verdikten sonra güçlü ve sağlıklı görünen saçlarıyla fotoğrafını paylaşan katılımcılar, ödül gecesinde benzersiz deneyimler yaşama şansı yakalayacak. Seçilecek 10 kişi geceye Pantene’le hazırlanacak, alanında uzman kişilerden tavsiyeler alarak kırmızı halıda parlayan saçlarıyla yürüyecek.
Oylamaya katılmak ve gecenin yıldızı olmaya hak kazanmak için: http://www.pantenealtinkelebekodulleri.com/
Sosyal medyada  #PanteneAltinKelebek etiketini ve Pantene Türkiye Instagram ve Youtube sayfalarını takipte kalın!



Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Eylül 2016 Pazartesi

Selülite son :)



Yaşım 54, her ne kadar çok fazla olmasa da bacaklarımda bir iki noktada ve karnımda selülit mevcuttu. Karnımda safra kesesi ameliyatından sonra dalga dalga bir görüntü oluşmuştu.

Tabii araştırmalara giriştim, ne iyi gelir, ne yapmalı diye.
Çeşitli sitelerdeki araştırmalarımda Elancyl adı ön plana çıkıyordu. Turuncu Kasa da indirimde olduğunu görünce hemen alıp denemeye başladım. 
Aldıklarım :





Selülit karşıtı masaj jelini masaj aleti ile birlikte kullanıyorsunuz. Aletin arka tarafında minik bir delik var, oraya 3-4 saniye sıkmanız yeterli oluyor.
Banyoda vücut ıslakken masajla yediriyorsunuz.
Kokusu bitki kokusu gibi, ben sevdim, ama koku hassasiyetiniz varsa bilemem, kalıcı olmadığını söyleyebilirim.

Banyo sonrası da sıkılaştırıcı vücut kremini masajla yediriyorum. Kokusu aynı bunun da, vücut hemen emiyor, yağlı bir his bırakmıyor. Nemlendirmesi ise harika.

Tek handikapı her gün duş alıp, masaj aletini kullanmanız gerekiyor. Kremi ise günde iki kere sürmek gerekiyor. Gerçi tembel olduğumdan kremi günde bir kez kullandım.

Çok memnun kalıp ikinciyi aldım bile. Yazmakta biraz geciktim sadece.
Selülitlerim hemen hemen yok oldu, gerçi bende azdı dediğim gibi. Ama karnımdaki dalgalı görüntü kayboldu bile.
İnceltici etkisini göremedim ama doğru söyleyeyim. Sadece selülit ve çatlak görünümünde belirgin bir yok olma söz konusu.

Fiyatları şu an indirimde masaj jelinin 65, kremin 55 lira.
Sonuç olarak kesinlikle tavsiye ederim.

Sonucu görmek ister misiniz:) 



27 Temmuz 2016 Çarşamba

İzledim: Septembers of Shiraz

SEPTEMBERS OF SHIRAZ (ŞİRAZ'IN EYLÜLLERİ)




Dalia Sofer'ın kendi hayatından esinlenerek yazdığı, Humeyni devriminde yahudi bir ailenin başından geçen olayları anlatan romanından uyarlanmış bir film.
Gerçek olayları anlatan filmler her zaman favorimdir.
Başrollerinde beğendiğim aktörlerden Adrian Brody ve Salma Hayek var.

Filmin çok net gösterdiği en önemli şey gücün kimin eline geçerse geçsin insanları nasıl değiştirdiği.
Çok benzerlikler gördüm bu filmde...

Neyse yorumu uzatmıyorum, bence izlemelisiniz.
Fragmanı altta...


23 Temmuz 2016 Cumartesi

Yazamıyorum

Uzun zamandır bloguma pek bir şey yazmıyorum, yazamıyorum. O kadar üstüste acı veren olaylar yaşandı ki, şehitler, terör saldırıları, darbe girişimi... Nasıl yazayım? İçim yanıyor...

Bilmiyorum normale dönebilir miyim, elbet döneceğim, ama ne zaman?
Böyle bir süreçte de oturup kozmetik yazmak o kadar zor ve saçma geliyor ki...

Resim yapmaya devam ediyorum, biraz olsun rahatlatıyor beni.
Bunun dışında Bodrum da yaşamama rağmen inanın denize bile sadece 3 kez gittim bütün yaz.

Sözün özü keyfim yok... Enerjimi yüksek tutmaya çalışıyorum, ama çok zor oluyor. Beni dinginleştiren tek şey resim.

Hatırlatayım tüm resimlerim satılıktır, ayrıca portre ya da başka resimler için sipariş alıyorum. Malum oyunculuk komple bitti benim için, şimdilik en azından...

Sizi resimlerimle başbaşa bırakayım


50x70 tuval üzeri akrilik Bodrum çalışmam


Kavak üzerine akrilik çalışmam


Tuval üzeri akrilik uğur böceği, şans getirsin diye


Kavak üzerine yakma çalışmam


Kavak üzerine yakma WC kapısı için çalışmam


Suluboya çalışmam SATILDI
Tam da şu anki ruh halim


Kavak üzeri yakma çalışmam SATILDI


Tuval üzeri akrilik Bodrum kapısı

İşte böyle...
Umarım bundan sonra güleceğimiz günler yaşarız ülkece...










8 Temmuz 2016 Cuma

Pamukkale rezaleti



Bu bayram eşimin annesi rahatsız olduğu için Erdek'e gittik eşimle. Pamukkale turizm iyidir diye düşünüp onu tercih ettik.
Giderken Bodrum-İzmir, sonra 2 saat bekleyip Erdek otobüsüne bindik, Susurlukta da yemek molası verildi. 2 saat beklemeyle birlikte 10 saat sürdü yolculuk. Otobüsün içinde gezen bir kaç böcek harici sorun yaşamadık :)

Ama dönüş, ah o dönüş... Hayatımın kabusuydu. Erdek'ten direkt Bodrum otobüsü bulunca gene Pamukkale Turizm'den aldık bileti. 7.07.2016 akşam 18.00 otobüsüne bindik. Bilsem biner miydim acaba korku filmi tadında yaşayacaklarımı?

Bindik habire gidiyoruz, bir kaç otogara girip çıktı, ama yolculara inmek yasak, hemen kalkıyor çünkü. Haliyle acıktık, çünkü malum bisküvi, su, çay başka bişi yok. Tuvaletimiz de geldi doğal olarak tüm otobüsün.
Sorduk, mola nerede diye. Mola yok Bodrum'a kadar, dedi muavin. Bunu da döver gibi söyledi, e haklı, çocuk 3 günde 5 saat uyumuş. İnsanlar köle gibi çalıştırılıyor. Express otobüsmüş.
Yemin ediyorum şaka sandım. 10 saat yol molasız olur mu?

Tüm otobüs ayaklanınca bir benzincide tuvalet molası verdi mecburen. Leş gibi tuvalet, bir otobüs insan, 5 dakikamız var, kabusa bak:)
İzmir'e geldiğimizde şöför vardiya amiri burada, onunla konuşun isterseniz, biz de perişanız diyince biz dolduk tabii, zaten patlamak üzereyiz sinirden.
Alaattin Şahin denen kişinin önüne geldik, kibar kibar soruyoruz, neden bilet satılırken uyarılmıyor yolcular, mola yok diye, şeklinde soruyorum ellerim de sorumu destekler şekilde hani iki yana açıp sorarsın ya öyle. Adam bağırmaya başladı, bana el kol hareketi yapma kadın diye. Eşim delirdi, ben delirdim, adam habire bağırıyor.
Bizim de sesimiz yükseldi elbette. Ama adamın sözlerinden anlıyorum ki bir kadının kendisine konuşması rahatsız etmiş, kadın erkeğin iki adım gerisinden gelecek diyen tiplerden.
Çünkü biz baktık baş edemeyeceğiz, otobüse binerken arkamızdan öyle sözler söyledi ki eşim geri döndü. Allah'tan kendini kontrol etmesini bilen bir insan eşim, yoksa orada kavga çıkacaktı. Biz otobüse bindik adam hala arkamızdan bağırıyor, kaale almayın bunları, hiç bunlar vs.

Yahu Pamukkale, soruyorum size, mafya mı çalıştırıyorsunuz? Eğer rahatsız olmasam ve bir an önce evime gitmek istemesem karakola gider şikayet ederdim.
Bu olaydan sonra tansiyonum fırladı, malum kalp hastasıyım, fenalaştım. Eşim desen sinirden eli ayağı titriyor.
Bodrum'a geldiğimizde toprağı öpecektim yemin ediyorum.
Bir daha Pamukkale mi aslaaaaaaaaaaaaaaaa.... 50 yaşımı geçtim, hayatımda böyle bir olay yaşamamıştım. Neredeyse dayak yiyecektik. Üstelik neredeyse uçak fiyatına bilet alıp, azar işitiyorsunuz rezalet

Not: Bu arada express olmayan otobüsle 2 saat İzmir de bekleme ve yarım saat yemek molasıyla 10 saatte geldiğimiz yolu, güya express otobüsle 9 saatte geldik. Anlayın...